|
1 Diriliş : Çanakkale 1915
|
TURGUT ÖZAKMAN
 Kurtuluş Savaşı'nın taç kapısı, girişi olan Çanakkale Savaşının destanı.
Tarihin en eski milletlerinden birinin dirilişi... Ateşten geçerek, kan içinde, bir daha uyumamak, benliğini unutmamak, kandırılmamak, sömürülmemek, ezilmemek, ölmemek üzere çığlık çığlığa dirilişi...
Çanakkale Savaşı hiç böyle yazılmadı.
Turgut Özakman'ın, 353 baskı yaparak milyonlarca okura ulaşan Şu Çılgın Türkler kitabının da içinde bulunduğu üçlemenin ilk kitabı.
Tüm yeni nesillere eşi olmayan bir armağan daha. Yazarın, Çanakkale ile ilgili dünyadaki bütün kitapları, internet sitelerini tarayarak yıllarca üzerinde çalıştıktan sonra, ucuz kahramanlık hikâyelerine, hamaset edebiyatına, şovence anlatıma yer vermeden kaleme aldığı, olağanüstü zaferin hikâyesi.
Yazar Yorumu
Çanakkale sadece Çanakkale'de olup biten bir olay değil. Bunun evveliyatı önemli. O tarihteki fikir akımları önemli; ama bir de kadın hareketi var, bu da çok önemli. İki sene evvel Balkan Savaşı yapılmış, 600 yıllık bir imparatorluğun dev iki ordusu, birkaç yıl evvel kurulmuş dört küçük ülkenin ordusundan dayak yiyor, bozguna uğruyor. Bulgar ordusu ta İstanbul'un eşiğine, Çatalca'ya kadar geliyor. Bu ordudan Çanakkale ordusu nasıl çıkıyor? İşte kitap bu dirilişi anlatıyor.
Tanıtım Yazısı'ndan
|
|
2 Allah'ın Kızları
|
Nedim Gürsel
 Hz. Muhammed'in hayatı ile Kuran'dan yola çıkarak islam'da inanç ve şiddeti sorgulayan bu roman, aynı zamanda çoksesli bir destan. Allah'ı kendisine "şahdamarından daha yakın" hisseden hayal dünyası zengin bir çocuk ile Harbi Umumi'de Peygamber'in kenti Medine'yi savunmuş dedesinin hem acıklı hem mutlu öyküsü.
|
|
3 Unutmak
|
İNCİ ARAL
 Acısını suskunluğa dönüştüren bir çocuk, kaybettiği annesiyle kâğıt üzerinde yeniden karşılaşıp onun küçük bir ajandaya düştüğü duygu ve hatırlayışların diliyle edebiyatı keşfettiğinde nasıl olup da kendi sesini duymaya başlar?
İnci Aral, otuz yılı aşan edebiyat uğraşının bu noktasında duruyor ve Tolga Meriç'in sorularına verdiği yanıtlarda kendini, tıpkı romanlarından birinin kahramanıymışçasına irdeliyor. Parçalanıp dağılmış bir aile, beslemelerle paylaşılmış odalar, parasız yatılı okullar, mektuplar, yolculuklar, uçurumlar, şehirler, şarkılar ve tabii öldürücü aşklar ama hepsinden daha büyük bir aşkla bağlanılmış kitaplarla kâğıtlar.
"İnsan unutmak zorundadır. Ama bu unutmanın kendisi değildir. Unutmak yoktur," diyen İnci Aral'ın hem özel hem de yazarlık dünyasını okurun açtığı, yazıya adanmış kalbinin ve zihninin bütün odalarını tek tek dolaştığı bu anlatı, hayatına edebiyatın, edebiyatına hayatın ışıklarını düşürebilen bir yazarı daha iyi tanımak, yazdıklarının derinine girmek ve yazma tutkusunun ne olduğunu anlamak isteyenler için...
|
|
4 Siyah Süt
|
ELIF ŞAFAK
 "Siyah Süt, cesur, şaşırtıcı, tılsımlı bir roman: Bunca kötülüğün ortasında, bize umut veriyor Elif Şafak, dayanabilmek, direnebilmek ve sonra hayata, bir mucize gibi, yeniden başlayabilmek için."
Selim İleri
|
|
5 Pardon Nasıl Yardımcı Olabilirim
|
FREDERIC BEIGBEDER
 9.900, Aşkın Ömrü Üçyıldır ve Aşkın Ömrü Evde Uzar'ın yazarından.
Bu kitap sadece gençliğin ve güzelliğin Sömürülmesinin, birbirinin aynı görünme çılgınlığının ve güzelliğin hükümranlığının bir eleştirisi mi? Hayır, Beigbeder yalnızca bunları anlatmıyor...
Octave, Sen Petersburglu güzel Lena'yla tanıştığında, bambaşka duygulara kapıldığını hisseder. Lena onun belki de gerçekten âşık olduğu ilk kadındır.
Yeni Rusya kadar özgür olduğunu sansa da özgürlük kavramının aslında tam olarak hiç var olmadığını anlayan bir adamın hikâyesi.
'' Beigbeder'nin en iyi romanlarından. Bireysellik ile topluma ait olma arasındaki farkın ustalıklı eleştirisi.''
Le Monde
|
|
6 Hattuşa'dan Kaçış
|
MAHFİ EĞİLMEZ
 Mahfi Eğilmez Hititler üzerine ilk öykülerini 2002 yılında Anitta'nın Laneti adlı kitabında yayımladı. Bu öyküler büyük ilgi gördü. Kitap, uzun süre çok satanlar listelerinde kaldı ve arka arkaya defalarca basıldı.
Hattuşa'dan Kaçış, yine Hititlerle ilgili öyküler üzerine kurulu. Bazı öyküler üç bin beş yüz yıl öncesine uzanırken bazı öyküler de günümüzle geçmiş arasında köprüler kuruyor.
|
|
7 Ben Böyle Veda Etmeliyim : İsmail Cem Kitabı
|
CAN DÜNDAR
 "Hayat müthiş bir macera. her insanın kendisiyle beraber olanlarla paylaştığı, ortaklaşa yaşadığı ve bir bakıma her insanın tek başına üstlendiği bir macera... Ben kendi payıma yapmak istediklerimi yaptım, bu macerayı çok güzel bir biçimde yaşadım. Tabi zaman zaman zorlukları oldu, sıkıntıları oldu, ama bunlardan fazlaca şikayet etmeyi de başkalarına karşı haksızlık olarak görüyorum. Çünkü çok insan çok şey çekti. Türkiye'de; bize düşmez kalkıp da kendi sıkıntılarımızı çok fazla abartmak...
Bundan sonra benim söyleyebileceğim; insanlarımız, Türkiye'nin geleceğine güvensinler; daha etkili olsunlar, kendilerine daha çok inansınlar. Geçmişe, kültürümüze sahip çıksınlar. Ama bunların tek başına yetmeyeceğini, dünyaya açıldığımız bir çağda yaşadığımızı da bilsinler. Dileğim, toplumun, bireyin bu doğrultuda gelişmesi... Kavgayla hiçbir şeyin çözülemeyeceğinin bilinmesi... Sonuçta biz çok uzun mesafeden geliyoruz; nereden geliyoruz, nereye gitmekteyiz., bizim insanlık alemine getirebileceğimiz özgün katkı nedir? Bunları hep değerlendirmek ve düşünmek gerekiyor. Biz bunları yapabiliriz, ben buna güveniyorum, topluma güveniyorum, insanıma ve insana güveniyorum."
-Arka Kapak-
|
|
8 Zamanın Kanı
|
Maxime Chattam
 Mart 1928, Kahire... Gece sokağa çıkan çocuklar kaybolur ve bir süre sonra cesetleri çevredeki yer altı mezarlarında bulunmaya başlar. Şehirde bir söylenti yayılır: Binbir gece masalları'nın korkunç Gûl'ü geri dönmüştür.
Tamamen ilgisiz gibi görünen bu iki olay, aslında karmaşık bir şekilde birbirleriyle bağlantılı bir şekildedir.
|
|
9 Kayıp Söz
|
OYA BAYDAR
 Artık yazamaz olmuş, sözü yitirmiş bir yazar. Kendisine dayatılan başarı ölçütlerini reddedip, dünyayı saran şiddetten kaçmak için uzak adalara sığınan tutkulu bir bilim kadını ve oğulları. Destanların çağrısı ve ezilmişliğin isyanıyla çıktığı dağların şiddetinden kaçan bir Kürt genci. Töreden kaçan gencecik bir kız. Bir itirafçı. İstanbul'da, bir canlı bombanın kör saldırısında parçaları dört bir yana dağılan bir yabancı. Güneydoğu'da bir şehir, özel bir kadın, özel bir yaşam. Norveç'te küçücük bir ada, hiç gelmeyecek masal prensesi annesini bekleyen bir çocuk.
Şiddet nerede başlar? Laboratuvarda deney hayvanlarını keserken mi, savaşta ölürken, öldürürken mi? Çocuğuna kendi değerlerini dayatırken mi, insanın acısının fotoğrafını çekerken mi? Töreyi uygularken mi, sevişirken mi, yoksa yabancıyı ötekileştirirken mi?
Bir söz arıyordu: kaynağı kurumuş, yitik sözü. Bir ses duydu: "Zarok Kuştin! Çocuğu öldürdüler!" Çığlığın peşine takıldı, uzaklara gitti, insana ulaştı ve sözü buldu. Oya Baydar'ın yeni yapıtı Kayıp Söz'de, roman, insanla ve vicdanla buluşuyor.
|
|
10 Veda : Esir Şehirde Bir Konak
|
Ayşe Kulin
 Ayşe Kulin, Osmanlı İmparatorluğu'nun son günlerinde, işgal altındaki İstanbul'da bir konakta yaşananları anlatıyor bu kez. Son Maliye Nazırı ve ailesi aracılığıyla o dönemin resmini çizen Veda, çökmekte olan bir tarih ile yeni bir gelecek arayan Milliciler arasında sıkışan o dönem Osmanlı aydınının da öyküsünü dile getiriyor.
Ayşe Kulin'in her zamanki ustalıklı ve sürükleyici üslubu ile okurlarının elinden bırakamayacakları bir kitap bu. Günümüz Türk edebiyatında neredeyse eşsiz olan, biyografik veriler ile roman tekniğini birleştirmekteki ustalığını bir kez daha sergileyen Kulin, bu kez bir İstanbul öyküsü bir imparatorluk tarihini birlikte ele alıyor.
|
|
|
6 Tanrı Yanılgısı
|
RICHARD DAWKINS
 "Herkesin okuması gereken bir eser."
The Economist
"...eğlenceli, oldukça bilgilendirici, görkemli yazılmış... aldığımız ilk dini eğitimden bu yana başımıza bela olan boş inançlardan kaynaklanan bu zırvalara kapıldığımız için zekice azarlanıyoruz."
Rod Liddle, Sunday Times
"Heyecanlı ve neşeli bir kitap. Dawkins, kuvvetli tezlerinin tüm gücüyle kükreyerek geliyor..."
Joan Bakewell, Guardian "Ateşli, akıllıca, eğlenceli, moral verici ve hepsinin ötesinde ölümcül derecede lüzumlu..."
Daily Express
" Tanrı Yanılgısı olağanüstü ilginç bir kitap... parıldayan dili ile anlatılmış bu kitap sadece okumayı bir zevk haline getirmekle kalmıyor, aynı zamanda geniş bir yelpazede düşünmemiz için beynimizi uyarıyor."
Financial Times
"Dawkins, bir gölge süper güç tarafından sarmalanmış, elverişli ve rahat bir ortamda bulunan bir insan dünyasına ihtiyaç duymayan okuyuculara bir parça akıl ve entellektüel bakış ila haz veriyor."
Herald Tribune
"Dünyayı bir kez daha yıkayan, köpüklü bir boş inanç gelgitine karşı, bütün kariyeri boyunca hayatın kendisinin zor ve muhteşem sebebini kanıtlayan büyük bir bilimadamından, fevkalade savaşçı bir atak."
Johann Hari, Independent
|
|
7 Batı Tıbbı Sağlığınızın Altını Nasıl Oyar : Modern Tıbbın On Büyük Yalanı
|
Shane Ellison
 Şok geçirmeye hazır olun! Sinirlenmeye hazır olun! Daha da önemlisi ilaçlar ve tıp doktorları olmadan sağlıklı yaşamı öğrenmeye hazır olun!
Son yılların en etkileyici kitaplarından birini okuyorsunuz şu anda. Modern tıbbın yıllardır söylediğini "10 büyük yalan"ı deşifre ediyor bu kitap. Bu yalanlar o kadar tehlikeli ki sadece ABD'de yılda 105 bin kişiyi öldürüyor, 2 milyon kişiyi hasta ve sakat bırakıyor. Konu ilaç çılgınlığı olduğunda Türkiye'nin bir "küçük Amerika" olduğunu unutmayın. Evet, gönül rahatlığıyla yuttuğumuz FDA onaylı reçeteli ilaçlar, sağlığımızı tehdit ediyor, bizleri öldürüyor. Kandırmaca ilaçların başında kolesterol, kalp, depresyon, hormon ve hiperaktivite ilaçları geliyor.
Ortada bir reçete var! İlaç (daha doğrusu hastalık) satmak için her türlü illüzyona başvurabilecek ilaç tröstleri, ilaç şirketlerinin paralarının bekçiliğini yapan Amerikan İlaç ve Gıda Dairesi (FDA), bilimi terk edip farmasötik dolandırıcılığa soyunmuş doktorlar, istatistik canbazı araştırmacılar ve bunların hepsinin ajanı gibi çalışan medya... Bu ilaç diktatörlüğünün ise bir tek hedefi var: Siz ve sevdikleriniz ve hatta çocuklarınız...
Öyleyse bize tek bir söz kalıyor:
Bu kitabı okumak bir ölüm-kalım savaşıdır...
-Arka Kapak-
|
|
8 Barba'nın Mezeleri
|
Fıstık Ahmet Tanrıverdi
 Fıstık Ahmet, bir yaşam ve dil ustası olduğu kadar "İstanbul mezeleri, çilingir sofrası ve rakı adabı" ustasıdır da. Bu sözcükleri alt alta koyup topladığımda çıkacak olan sonuç, yaşama kültürü dediğimiz şeydir. Görgüsüzleşen toplumumuzda bu kültür yaşamalı ve yaşatılmalı. Hiç abartısız söylediğime inanın. "Barba'nın Mezeleri" benim başucu kitaplarımdan biri olacak.
Ataol Behramoğlu
Dünya yalnız lezzet felsefesi üstüne kurulmuş olsaydı, Barba Ahmet'in dünyasında mutsuz insan olmayacaktı. Bizim duygularımızı küçük tabaklara şiir gibi bölüştüren Ahmet Tanrıverdi, çoktandır "nerededirler şimdi" dediğimiz lezzetlerle ortak hasretimizi gideriyor. Tatması kadar okuması da lezzetli bu reçetelerde mutlu bir dünya var.
Mesut Yar
Fıstık Ahmet diyor ki: "Rum Meyhanesi yoktur, Rum Meyhaneci vardır!" Rum meyhanecilerin işyerleri ise İstanbul Meyhanesi'dir. İçinde Türk, Rum, Ermeni, Yahudi, her mutfağın lezzeti bulunmaktadır.
Nazım Alpman
Rakı, meze ve çilingir sofrası üzerine, birikimlerini aktardığı bu kitap, Ahmet Tanrıverdi'nin sayfalara dökülmüş keyif yolculuğunun önemli duraklarından biri.
Halim Bulutoğlu
|
|
9 Avrupa ve Biz : Seçme Eserler 1
|
İLBER ORTAYLI
 Türkiye Avrupa'ya ilk defa yanaşmıyor. Türkiye Avrupa ile ilk defa bir macera yaşamıyor. Türkiye'nin dokuz yüz yıllık tarihi Avrupa ile beraberdir; bunu kimse unutmasın.
Bugün, Türkiye'de Avrupa Birliği denen iktisadî ve siyasî oluşumun kültürel boyutu çok az tartışılmaktadır. Kültür bir hayat tarzını ve geçmiş kuşakların mirasını ifade ettiğine göre, Avrupa ve Türkiye bir uyum içinde midir? Tarihsel geçmiş, hal ve gelecek açısından bu uyum sorununun tartışılması şarttır. Oysa toplumumuzda hem idare edenler, hem de idare edilenler, Avrupa Birliği'ni sadece iktisadî refah, serbest işgücü dolaşımı konuları etrafında ve bir kısım çevreler de insan hakları gibi kurumlar açısından düşünmekte olup; asıl önemli sorunun tartışılmasından herkes kaçınmakta, belki de hoşlanmamaktadır.
Alman ülkesinden Kohl diye bir başbakan, "Biz bunları ne biliriz?" diyor. 18. yüzyılın sonunda, bunu hiç çekinmeden söylerim, bizimkinden edebî bakımdan daha kaliteli bir Kur'an çevirisi yapılmış bir ülkede bunu söylüyor! Haberi yok o mirastan, o büyük oryantalist mirastan; yani biz de onları tanımıyoruz, onlar da bizi tanımıyorlar, tanımamakta ısrar ediyorlar.
Prof. Dr. İlber Ortaylı okuyucuyu karşılaştırmalı bir siyasal, toplumsal ve kültürel tarih gezisine çıkardığı bu eserinde, her zamanki akıcı üslubuyla ezberleri bozuyor, "tartışılmaz doğrular" olarak görülen pek çok konuda tabuları yıkıyor, hepimizi, yani Avrupa ve Biz'i abartmadan, çarpıtmadan, gizlenmeden gerçeklerle yüzleşmeye çağırıyor.
|
|
10 Yabancı Kaynaklara Göre Türk Kimliği
|
RIZA ZELYUT
 Bu çalışma, Türk Kimliği'nin bugün piyasa aydınlarınca bilinenden ne kadar eski, ne kadar geniş ve ne kadar yönlendirici-belirleyici olduğunu özellikle yabancı tarihçilerin eserlerinden yola çıkarak ortaya koyma amacındadır.
Türk Kimliği altında onlarca büyük halkın yer aldığı, yüzlerce büyük kabilenin bu çatı altında Türk milleti varlığını oluşturduğunu tarihsel süreç ortaya koyuyor.
Bu çalışma; çok bilinen Osmanlı ve Selçuklu dönemlerini devredışı bırakarak, geniş Avrasya coğrafyasında oluşan Türk Kimliği'ni ortaya çıkarmak amacındadır.
|
|
|
|
1 Yaşama Yerleşmek
|
Üstün Dökmen
 "Bazılarımız bazen -ve sanırım çok azımız da her zaman- dört elle yapışırız yaşama. Fark ederek, hissederek, ânı yaşayarak yaşarız; bazılarımız ise âdeta parmak ucuyla tutar yaşamı.
Bir sandalyeye, koltuğa veya bir sedire, kendimizi bırakarak, yayılarak yerleşmek de mümkündür, eğreti bir şekilde oturmak da... Benzer şekilde, yaşama bütün varlığımızla, varoluşumuzla yerleşmek de mümkündür, eğreti bir şekilde ucundan ilişmek de...
Bir at, üstüne tam yerleşmeyen süvariyi nasıl üstünden atarsa, yaşam da kendine tam yerleşmeyenleri, bir anlamda yeterince uyum sağlayamayanları üstünden atar, devre dışı bırakır."
Üstün Dökmen, bu kitabında, kaliteli yaşamanın vazgeçilmez koşulu olan Yaşama Yerleşmek' anlatıyor.
-Arka Kapak-
|
|
2 Türk İş Adamının Bilmesi Gereken 101 Ekonomi Hikayesi
|
Şafak Altun
 Serbest Ticaret Anlaşması ve Tanzimat Fermanı'yla kapılarını Batı'ya açan Osmanlı ekonomisi, ilk kez kapitalist bir zihniyet dünyasıyla karşı karşıya kalmıştı. Bu öyle yeni bir dünyaydı ki, bünyesinde bulundurmadığı yeni kurumlara yer vermek zorundaydı. İlk Batı usûlü mağazalar, dışarıdan alınan ilk borçla yapılan saraylar, ilk şirket, ilk demiryolu ve ilk telgraf hatt... İşte hep bu dönemin sonuçlarıydı; ilk mali iflas ve ardından kurulan Düyûn-u Umûmiye de.
Cumhuriye'tin kalkınma hamlesi ve ekonomide yaratılan devletçi uygulamalar; IMF ile ilk tanışma, yabancı sermayenin teşviki, her mahalleden bir milyoner yaratma sevdası; planlı yıllar ve 1980'lerde ekonomin dışa açılım süreci; Türkiye'nin ekol yaratan girişimci işadamları ve onların örnek yatırımları...
İşte karşınızda, Türkiye ekonomisinin önemli satır başlarıyla son iki yüzyılı; popüler tarihimizden derlenmiş bilinen ve bilinmeyen 101 ekonomi hikayesi.
|
|
3 Osmanlı : İmparatorluğun Yükselişi ve Çöküşü
|
LORD KINROSS
 Günümüzün uluslararası güç ve çıkar rekabetinin gerçekleştiği Balkanlar, Kafkasya ve Ortadoğu coğrafyasına hâkim olmuş bir imparatorluğu anlamak, kuşkusuz bu bölgede bugün neler olup bittiğini anlamak için kritik bir öneme sahip. Bu nedenle, Osmanlılar üzerine Batı'da çok ayrıntılı, bilgi ve veriye dayalı spesifik çalışmalar üretildi. Osmanlı İmparatorluğu'nun tarihi, son dönemde özellikle Amerika'da tarihçilerin yoğun ilgi ve çalışma konusu oldu. İmparatorluğun belirli dönemlerine ait sosyal, ekonomik, politik ve kültürel konularda bilgi ve verilerle dolu akademik çalışmalar yapıldı.
Lord Kinross'un Osmanlı kitabını diğer tarih kitaplarından ayıran en önemli özellik, Osmanlı tarihinin 600 yılını, bütün yönleriyle ve gayet akıcı bir üslupla tek bir cilde sığdırması. Kinross, okuyucuya kuşbakışı olarak Osmanlı tarihini akademik tarihçiliğin ayrıntıcı, bilgi ve veriye boğulmuş tekdüzeliğinden çıkararak bir bütün halinde sunuyor. Üstelik bir roman havasında ve düşündürücü anekdotlarla. Kinross, Atatürk'ü ve Türkiye'nin modernleşmesini aynı üslupla anlattığı ilk kitabından sonra, yeni Türkiye'yi ve onun liderini çıkaran imparatorluğun büyük fotoğrafını sunuyor.
|
|
4 İhanet Çemberi : PKK'yı Yöneten Türkler
|
Bülent Orakoğlu
 "Abdullah Öcalan, ABD güdümlü Ergenekon örgütünün bir üyesiydi. İlk eğitimini bu örgütün içinde almıştır. ABD, İngiltere ve İsrail derin devletleri ile bizim Ergenekon'un ortak kararıyla, Türkiye'deki ayrılıkçı iç dinamikleri kontrol etmek amacıyla, Öcalan'a bir terör örgütü kurma görevi verilmiştir."
"Uğur Mumcu ile Eşref Bitlis'in ölüm tarihlerine dikkat ediniz: Mumcu, ölmeden birkaç gün önce, Cumhurbaşkanı Özal'dan gizli bir konuyu görüşmek için randevu talep etmiş, konu hakkında Bitlis'e de telefonla bilgi vermiştir. Mumcu, bu görüşmeden birkaç gün sonra suikasta uğramış, konu hakkında açıklama yapacağını söyleyen Bitlis Paşa da hemen arkasından hayatını kaybetmiştir. Bakınız, Türkiye olarak şimdi söyleyeceklerimle yüzleşmek zorundayız!"
"Ergenekon Operasyonu'nda, bu yapılanma içinde bulunan bazı kişilerin Hizbullah terör örgütü içinde aktif rol oynadığı belirlendi. Bu ilişki, Diyarbakır Emniyet Müdürü Gaffar Okkan'a düzenlenen suikastı bir kez daha gündeme getiriyor. Çünkü Okkan suikastını işlediği söylenen sanıkların dosyasında, suikastın sanıklar tarafından işlenmediği yazılı."
"Geçmişte, dönemin Kara Kuvvetleri Komutanı Hüseyin Kıvrıkoğlu'na suikast düzenlediler, Genelkurmay Başkanı olmasını engellemek istediler, fakat kurşun bir albaya isabet etti. Aynı kişilerin Başbakan Erdoğan'la birlikte TSK'nın üst düzey komutanlarından birkaçını hedef aldıkları istihbaratı güvenlik birimlerini harekete geçirmiş durumda..."
Emniyet İstihbarat Dairesi Eski Başkanı Bülent Orakoğlu, Türkiye'nin yüzleşmesi gereken korkunç gerçekleri ilk kez bu kitapta açıklıyor.
|
|
5 Nasıl Müslüman Olduk
|
ERDOĞAN AYDIN
 Nasıl Müslüman olduğumuzu genellikle sormadık kendimize. Çünkü İslamiyeti kendiliğinden, "din ve hidayet aşkıyla" benimsediğimiz yolunda koşullandırılmıştık.
Oysa doğruyu aradığımızda, Müslümanlaştırılma tarihimizin, insanı irkilten bir vahşet süreci olduğu soğuk gerçeğiyle karşılaşıyoruz. Resmi ve geleneksel söylem ise bu gerçeği ısrarla gizlemeye çalışıyor.
Bugünü anlamak ve demokratik bir Türkiye yaratabilmek için doğru bir tarih bilincine sahip olmamız gerektiğinden hareketle Erdoğan Aydın, bu kitabında, Müslümanlaştırılmamızın dramatik öyküsünü ve bunun toplumumuza etkilerini gün ışığına çıkartıyor.
|
|